Allah'ın yardımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Allah'ın yardımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Nisan 2011 Salı

Yalnız O'ndan Yardım Dileriz



Dua, Yüce Allah ile kulu arasındaki önemli bağlantıdır. Hatasını itiraf eden, derdini ve isteğini Allah’a açan, O’na yakaran kulunun isteğini Rabb’i işitir ve ona icabet eder; duasını karşılıksız bırakmaz.




Duanın belli bir kalıbı yoktur. "Allah’ı ayaktayken, otururken, yan yatarken zikredin." (Nisa Suresi, 103) ayeti gereği, insan her durumda ve her koşulda, her an Allah’ı anıp O’na dua edebilir. Önemli olan şekil değil kişinin samimiyeti, içtenliğidir.




Dua etmek için belirli bir mekâna da ihtiyaç yoktur. Sokakta, otobüste, markette, okulda, ofiste kısacası her yerde dua edilebilir. Dua sırasında boş düşüncelerden arınmak, içten Allah’a yönelerek O’nun yakınlığını hissetmek önemlidir. İnanan insan, "... Allah’ın rahmetinden umut kesmeyin. Çünkü kafirler topluluğundan başkası Allah’ın rahmetinden umut kesmez" (Yusuf Suresi, 87) ayeti gereği asla ümidini yitirmez ve Rabb’inin karşılık vereceğinden emin olarak sabırla O’na yalvarır.




Bediüzzaman, müminlerin dua ile gösterdikleri derin teslimiyeti ve Allah’a yönelmelerinin verdiği huzuru bir sözünde şöyle açıklar. "Duanın en güzel, en latif, en leziz, en hazır meyvesi, neticesi şudur ki: Dua eden adam bilir ki, birisi var ki onun sesini dinler, derdine derman yetiştirir, ona merhamet eder, O’nun Kudret Eli her şeye yetişir. Bu büyük dünya hanında o yalnız değil, bir Kerim Zat var, ona bakar, ünsiyet eder. Hem onun hadsiz ihtiyacatını yerine getirebilir ve onun hadsiz düşmanlarını defedebilir bir Zatın huzurunda kendini tasavvur ederek, bir ferah, bir inşirah duyup, dünya kadar ağır bir yükü üzerinden atıp "Elhamdülillahi Rabbi’l-alemin" der." (Mektubat, s. 291)




İnsan aceleci bir varlık olarak yaratılmıştır. Allah Kur’an’da, "insan aceleci yaratıldı. Size ayetlerimi yakında göstereceğim. Şimdi hemen acele etmeyin." (Enbiya Suresi, 37) ayetiyle insandaki bu özelliği haber verir. Aceleci özelliği insanın dualarına yansıdığında ise hemen duasının karşılık bulmasını ister. Oysa, "Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır ve olur ki sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz." (Bakara Suresi, 216) ayetiyle bildirildiği gibi, insan için hayırlı olanı bilen yalnızca Allah’tır. Bu nedenle insan Allah’tan istediği şey konusunda takdiri O’na bırakmalı ve her koşulda Allah’tan hoşnut olmalıdır. Talep edilen şey kişi için hayır olmayabilir, belki o nedenle Allah duaya kişinin istediği şekilde icabet etmiyordur. Ya da istediği şey hayır olduğu halde, kişi henüz ona ulaşmak için belirli olgunluğa sahip değildir. Belki Allah istenilenden daha hayırlı bir başka nimet verecektir. Alternatifler hangisi olursa olsun, tümünde insanın sabrı ve sadakati denenir. Duada sabır gösterilmesi “Sabır ve namazla yardım dileyin. Bu, şüphesiz, huşû duyanların dışındakiler için ağır (bir yük)dır.” (Bakara Suresi, 45) ayetiyle ifade edildiği gibi Allah’ın buyruğudur.




Dua etmeyi asla unutmayalım ve koşullar ne olursa olsun Allah’a güvenip dayanalım. Yüce Allah bize en yakın olandır; bizlerin de Kendisine yakın olmamızı ister. Yalnızca bir su damlasından bize hayat veren, “Ol!” emriyle kainatı yoktan var eden Allah için duamıza karşılık vermek çok kolaydır. Cenneti umuyorsak çokça umutvar olmalıyız; umut duamız olur. İmtihan mekânı olan dünyada, başımıza her türlü musibet gelebilir. İlacımız ise yalnız O’na sığınmak, yalnız O’ndan yardım dilemektir…

23 Şubat 2011 Çarşamba

Allah'ın Yardımı Ne Zaman?



İnanan insanın dünyada ve ahirette tek bir gerçek dostu vardır. Bu gerçek dost her an onunla beraberdir, onu hiçbir zaman bırakmaz, asla terk etmez, her zorlukta yanındadır, yakınındadır, ona destek ve yardımcıdır. Doğduğu andan sonsuza dek onunla birliktedir. Onun için yol göstericidir, koruyucu-dosttur, güvenilirdir, daima karşılıksız bağışlayandır. Kuşkusuz bu gerçek dost, Kendisine ihtiyaç olunan ve Kendisinden yardım beklenen Yüce Allah'tır.

İman sahiplerinin büyük bir kararlılıkla Allah’ın sınırları içinde yaşamalarının amacı, yalnızca O’nun sevgisini ve hoşnutluğunu kazanabilmektir. Allah, müminlerin zorluk zamanlarındaki "Allah bize yeter" (Al-i İmran Suresi, 173) diyerek teslimiyet ve bağlılıklarını göstermelerine karşılık onlara mutlaka yardım vaat eder. Kendi yolunda şevk ve kararlılıkla çaba gösteren kullarına rahmetini, “Ey iman edenler, eğer siz Allah'a (Allah adına İslam’a ve Müslümanlara) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve sizin ayaklarınızı sağlamlaştırır.” (Muhammed Suresi, 7) ayetiyle bildirir.

Samimi bir çabanın içinde olan müminler, Allah’ın üzerlerindeki rahmetine/koruyuculuğuna yaşamlarının her anında tanıktırlar. En zor görünen olayları dahi güzel sonuçlandırır, kolaylık ve başarı verir. Allah'ın her an kendilerine destek ve yardımcı olacağının bilincindeki müminler hiçbir durum ve koşulda ümitlerini yitirmez, her olayın kesinlikle hikmet ve hayırla yaratıldığını ve yine hayır ve hikmetle sonuçlanacağını bilerek Allah’a tevekkül ederler.

Kuran’ın verdiği örneklerden birinde, Hz. Musa’nın, İsrailoğulları’nı Firavun'un baskısından korumak için Mısır'dan çıkarışı anlatılır. Hz. Musa ve İsrailoğulları denize ulaştıklarında, içlerinden imanı zayıf olanlar, arkalarından gelen Firavun ve ordusu tarafından sıkıştırıldıklarını düşünerek, ümitsizliğe kapılırlar. Hz. Musa ise "... Şüphesiz Rabbim, benimle beraberdir; bana yol gösterecektir." (Şuara Suresi, 62) diyerek, Allah'ın kesin olarak kendilerine yardım edeceğine dair inancını bildirir. Gerçekten de Allah, denizi mucizevi bir şekilde ikiye ayırmış, Hz. Musa ve kavmini karşıya geçirmiştir. Ardından denizi kapatarak Firavun ve ordusunu suda boğmuştur.

Allah'ın müminlerle beraber olduğuna kesin bilgiyle inanmış, Rabb’ini dost edinmiş bir mümin, yaşamının her anında Allah'ın yardımına açıkça tanık olur. Kulları üzerinde gözetici olan Allah Kendisi’ne teslim olan müminlerin kalplerine ‘güven duygusu ve huzur’ indirir ve onlara destek olur.

Allah, sizin düşmanlarınızı daha iyi bilendir; bir veli (en güvenilir bir dost) olarak Allah yeter, bir yardımcı olarak da Allah yeter. (Nisa Suresi, 45)

Peygamberimiz(sav) de yardım istenecek olanın yalnızca herşeye gücü yeten Allah olduğunu hatırlatır:

"... Bir şey isteyince Allah'tan iste. Yardım talep edeceksen Allah'tan yardım dile. Zira kullar, Allah'ın yazmadığı bir hususta sana faydalı olmak için biraraya gelseler, bu faydayı yapmaya muktedir olamazlar. Allah'ın yazmadığı bir zararı sana vermek için biraraya gelseler, buna da muktedir olamazlar." (Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 16. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, 1992, s.314)

Kur’an’da, “ Kim Rahman (olan Allah)ın zikrini görmezlikten gelirse, Biz bir şeytana onun 'üzerini kabukla bağlattırırız'; artık bu, onun bir yakın dostudur.” (Zuhruf Suresi, 36) ayetiyle önünden, arkasından, sağından, solundan sokulan şeytanın, insanı nasıl kuşatabileceğine dikkat çekilir. İşte, tek ve gerçek dostu olan Rabb’inden uzak olan kişi, gerçekten en önemli düşmanı tarafından kuşatılmıştır.

Şeytan bağımsız bir güce sahip değildir. İman edenler üzerinde güçsüzdür. Bize düşen Allah’ı yalnızca belli vakitlerde değil sürekli anmak, O’ndan yardım dilemektir. Ancak, icabet edeceğine kanaat getirerek dilemek. İşte o zaman apaçık düşmanımız şeytandan, her şeyi kuşatan Yüce Allah’ın korumasına sığınabiliriz.


Göklerde ve yerde ne varsa tümü Allah'ındır. Allah, herşeyi kuşatandır. (Nisa Suresi, 126)


İmtihan mekanı olarak yaratılmış dünya, yaşadığımız olaylarla sınandığımız, sonsuz yaşamımıza geçiş aşamasıdır. Zorluk yaşamadan ve o zorluk anlarında Rabb’imize sadakatimizi, sabrımızı, tevekkül ve teslimiyetimizi göstermeden sonsuz mutluluğa ulaşamayız. Göstereceğimiz güzel ahlak Allah’ın yardımını getirecek, dağların korkuya kapılıp-yüklenmekten kaçındığı tüm ağırlıkları üzerimizden kaldıracaktır.


Yoksa sizden önce gelip-geçenlerin hali başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara öyle bir yoksulluk, öyle dayanılmaz bir zorluk çattı ve öylesine sarsıldılar ki, sonunda elçi, beraberindeki mü'minlerle; "Allah'ın yardımı ne zaman?" diyordu. Dikkat edin. Şüphesiz Allah'ın yardımı pek yakındır. (Bakara Suresi, 214)