gündelik yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gündelik yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Nisan 2011 Perşembe

Kur'an'ı Yaşamımıza Sokma Zamanı Gelmedi mi?


Allah, Kendisini tanıttığı, sınırlarını bildirdiği Kur’an’ı gereği gibi okumamızı ister. Ancak insanların çoğu Allah’ın bu buyruğunu göz ardı eder.. Dünyanın ‘en çok satan kitabı’dır Kur’an, ancak en çok okunan kitabı değildir.




Çok sayıda insan Kur’an’dan habersiz yaşar. Oysa insanı dünyada mutlu ve huzurlu bir yaşama, ahirette de gerçek kurtuluşa kavuşturacak olan tüm bilgiler ve her sorunun yanıtı Kuran’dadır. Her insan, Rabb’inin Kur’an’la haber verdiği gerçekleri düşünmeli, dünyaya ve ahirete bakış açısındaki yanlışları düzeltmeli ve sonsuz ahirete yönelik ciddi/samimi çaba içinde olmalıdır.




Yaşadığı kayıtsızlığa karşılık kişi, vicdanındaki duyarlılığı kaybedebilir, kalbi katılaşabilir. Allah bu konuya inananların dikkatini çeker ve " İman edenlerin, Allah’’ın ve haktan inmiş olanın zikri için kalplerinin ’’saygı ve korku ile yumuşaması’’ zamanı gelmedi mi? Onlar, bundan önce kendilerine kitap verilmiş, sonra üzerlerinden uzun bir süre geçmiş, böylece kalpleri de katılaşmış bulunanlar gibi olmasınlar. Onlardan çoğu fasık olanlardı." (Hadid Suresi, 16) ayetiyle önemini hatırlatır.




Ne amaçla dünyada bulunduğu insan için en önemli sorudur. Yüce Allah bu sorunun yanıtını Kur’an’da açıklar. Yaratılmış her şey gibi, insanın da yaratılış amacı vardır; yalnızca Allah’a kul olmak. Yapması gereken de, O’nun uyarıcı olarak görevlendirdiği elçilerin ve kitaplarının bildirdiği gerçekler üzerinde derin düşünmektir:




(Onları) Apaçık deliller ve kitaplarla (gönderdik). Sana da zikri (Kur’’an’’ı) indirdik ki, insanlara kendileri için indirileni açıklayasın ve onlar da iyice düşünsünler, diye. (Nahl Suresi, 44)




Çoğu insan Allah’a inandığını söyler. Kur’an’ı hiç bilmeyen kişilerin yanıtı da genelde aynıdır. Oysa Allah’ın Kendisini tanıttığı Kur’an’’dan yüz çeviren kişi, Allah’’ı nasıl tanıyıp, gücünü kavrayabilecektir? Bir yaprak bile yaratamayan insan için Rabb’ini tanımak, gücünü takdir edip, O’na teslim olmak en doğru olandır.




O halde Kur’’an’’ı, bulunduğu raflardan indirip, tozlu kılıfından çıkaralım ve yaşamımıza sokalım.Kuran, düşünen insanlar içindir. Okuduğu her kitapla kibirlenen kişilerin aksine, Kuran okuyan insan, Allah’ın eşsiz kudreti karşısında kendi aczini anlar, boyun büker ve O’na kul olur, teslim olur!

7 Nisan 2011 Perşembe

Şeytanın Oyunu Ertelemek



İnsan nefsinde, tembellik, üşenme, acil görmeme gibi pek çok nedenden dolayı erteleme eğilimi vardır. Gündelik yaşamda pek çok insan bazı işlerini son ana kadar ertelemeye çalışır. Bunlar genellikle zararı göze alınabilecek türden ertelemelerdir. Ancak şeytanın telkini olan “Kur’an ahlakını yaşamak” konusundaki erteleme, geri dönüşü mümkün olmayan bir gaflet durumudur.




Bu, şeytanın insanlara verdiği en sinsi telkinlerden biridir. İnsan, sonsuz yaşamını etkileyecek olan bu konuda, ileride telafi edeceği zamanı olabileceğini düşünür. Bir saat, bir hafta, bir ay, gelecek sene ya da yaşlandığında dinin gereklerini yapabileceğinden kendince emindir; o nedenle dini yaşamayı, ibadetlerini rahatlıkla erteler.




İnsan şeytanın telkiniyle "bunu sonra yaparım" derken, yarını yaşayacağından nasıl emin olabilir? Yarın kendisini nelerin beklediğinden haberi yoktur; dahası yarını görebileceğinin dahi garantisi yoktur! Tümü, Allah dilerse gerçekleşecektir.




“Hiçbir şey hakkında: "Ben bunu yarın mutlaka yapacağım" deme. Ancak: "Allah dilerse" (inşaAllah yapacağım de)...” (Kehf Suresi, 23-24) Peygamberimiz (sav) bu konudaki bir hadisinde; “Tevbeyi geciktirmek aldanıştır, yapılacakları ertelemek ise şaşkınlıktır. (Günah işlemek amacıyla) Allah’a karşı bahane aramak, helak olmaya sebep olur. Günah işlemekte ısrar etmek, kendini Allah’ın tuzağından güvende bilmenin sonucudur.” buyurur. “Oysa Allah’ın tuzağından güvende mi idiler? Allah’ın bir tuzak kurmasından, hüsrana uğrayan bir topluluktan başkası (akılsızca) güvende olmaz.” (Araf Suresi, 99)




İnsan, yaşamının her anını unutulmaması gereken şu gerçeğe göre değerlendirmelidir: Herkes kendi ellerinin önden gönderdikleri ile karşılık görecektir. İnsan, “Gerçekten sizin çabalarınız (çelişkili, parça parça) darmadağınıktır.(Leyl Suresi, 4) ayetinde kastedilen boş emeller peşinde koşmakla değil, sonsuz ahiretini kazanmak için çaba göstermekle sorumludur. Rabb’inin dilemesiyle rahmetini ve cennetini kazanabilecek iken, üşengeçlik, tembellik ve ertelemeler nedeniyle hem dünyada hem de sonsuz ahirette yaşanacak mutluluğu kaybedebileceğini unutmamalıdır. İnsan, iyilik ve hayır getirecek işi ertelememelidir. Hayra vesile olacak her iş, insanı olgunlaştırır, imanda derinleştirir. “…Allah, kendi eceli gelmiş bulunan hiçbir kimseyi kesinlikle ertelemez… (Münafikun Suresi, 11)




İnsan, Rabb’inin kaderinde belirlediği süre kadar yaşayacaktır; bu süreyi uzatması ya da yavaşlatması imkan dışıdır. Zaman, geçirmek değil kazanmak içindir. Her saniye çok değerlidir; çünkü tekrarı yoktur. Her yeni gün, yaşanacak yeni bir yirmi dört saat değil, Allah’ın hoşnutluğunun kazanılabilmesi için yeni bir fırsattır. “Sonra yaparım” sözü, inanan insana yakışmaz. Ertelemeden, zamanında yapılan bir ibadet ve geciktirmeden kazanılan güzel bir ahlak özelliği çok önemli bir kazançtır. Şeytanın önemli bir taktiği olan erteleme, onun en sinsi oyunlarından biridir. Ve insanları sonu azapta bitecek olan yoluna sürüklemek isteyen apaçık düşmanın bu oyununa karşı çok dikkatli olunmalıdır.




Ertelemek ancak inkârda bir artıştır... (Tevbe Suresi, 37)