karanlık sistem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
karanlık sistem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Nisan 2011 Salı

O, Her Yerin Rabb!idir

Evrende her olay Allah’ın kontrolü ile gerçekleşir; her şey O’nun bilgisi ve buyruğu ile hareket eder. Allah sonsuz güç sahibidir; tek bir yaprak bile dalından Allah’ın dilemesi dışında düşmez. Gökten yere bütün işleri Allah evirip, çevirir. Bunlar yalnızca doğa olayları ya da doğum, ölüm gibi daha önemli görülen olaylar değildir. Akla gelebilecek her iş, her olay, var olan her sistem Allah’ın dilemesiyle ve kontrolünde yürür. O’nun bilgisi dışında yaşanan tek bir an yoktur. Planlayarak ya da planlamadan yaşanan tüm olaylar O’nun hâkimiyetindedir…






Gördüğümüz herşey O’nun sonsuz gücünün ve sonsuz aklının yansımasıdır. Allah dilerse tüm evreni, olayları sebeplerden bağımsız olarak da yaratabilir. Allah dilediğini dilediği zaman, dilediği şekilde ve örneksiz olarak yaratandır ve O’nun hiçbir şeye ihtiyacı yoktur.








Allah’ın yaratması için aslında bir sebebe de gerek yoktur; dünyada sebeplerin, doğa kanunlarının olması insanları yanıltır. Tüm sebeplerin Yaratıcısı olan Allah, tümünden münezzehtir. Ancak gerçekleri göz ardı eden birçok insan, Allah’ın yaratmasına inandıkları halde, O’nun çok uzaklarda olduğunu ve dünya işlerine pek karışmadığını zannederler. (Allah’ı tenzih eder, yüceltirim) Oysa Allah her yerdedir ve varlığı her şeyi kuşatmıştır. O doğunun da batının da, her yerin Rabb’idir.








Göklerde ve yerde ne varsa tümü Allah’ındır. Allah, herşeyi kuşatandır. (Nisa Suresi, 126)








Allah’ın yetkisi sonsuzdur ve O yaşamın her alanına, her anına hükmeder. Evrendeki mucizevî sistemlere hükmettiği gibi, yeryüzündeki her şeyin varlığı ve varlığı boyunca görüp geçireceği halleri, hadiseleri tespit ve tayin eden de O’dur.








Bazı insanlar, sorulduğunda Allah’a inandıklarını söyledikleri halde, gücünü gereği gibi takdir edemez, yaşamlarını Allah sevgisi, korkusu ve rızası üzerine kurmazlar. Kendilerinde Allah’tan bağımsız güç görürler.








De ki: "Göklerden ve yerden sizlere rızık veren kimdir? Kulaklara ve gözlere malik olan kimdir? Diriyi ölüden çıkaran ve ölüyü diriden çıkaran kimdir? Ve işleri evirip-çeviren kimdir? Onlar: "Allah" diyeceklerdir. Öyleyse de ki: "Peki siz yine de korkup-sakınmayacak mısınız? İşte bu, sizin gerçek Rabbiniz olan Allah’tır. Öyleyse haktan sonra sapıklıktan başka ne var? Peki, nasıl hala çevriliyorsunuz? (Yunus Suresi, 31-32)








Allah’a inandıkları halde, O’nun yeryüzüne ve yaşamlarına müdahale etmediğini zanneden bu kişiler, büyük bir yanılgı içindedirler. Kişi iman ettiğini söylüyorsa, Rabb’inden bağımsız bir yaşamı olmadığını da kabul etmelidir. Her şeyi sarıp kuşatan Allah, her an bizi de çepeçevre kuşatır ve bize şah damarımızdan daha yakındır...








Allah ile hiçbir güç baş edemez. Allah’ın dilediği olaya, tüm dünya bir araya gelse karşı duramaz; O her şeyin, her yerin Rabb’idir. Diğeri, putperestler gibi deniz, orman ya da yeraltı tanrısı gibi tanrılar edinmektir. "Benden başka İlah yoktur, öyleyse Bana ibadet edin." (Enbiya Suresi,22)








Uzay boşluğunda dönüp duran 300 milyar galaksiden, dünya üzerindeki tek bir mikroorganizmanın beslenmesine kadar, yaşamın devamı için gerekli olan tüm faaliyetler Yüce Allah’ın dilemesiyle gerçekleşir. O’nun denetlemediği tek bir varlık yoktur.








"Ben gerçekten, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a tevekkül ettim. O’nun, alnından yakalayıp-denetlemediği hiçbir canlı yoktur. Muhakkak benim Rabbim, dosdoğru bir yol üzerinedir (dosdoğru yolda olanı korumaktadır.)" (Hud Suresi, 56)

17 Nisan 2011 Pazar

Karanlık Sistem Başarıya Ulaşmaz

Kur’an ayetlerinde insanlar, yeryüzünde merhametin, şefkatin, hoşgörü, güvenlik ve barışın yaşanabileceği örnek model olarak İslam ahlakına çağırılırlar. Toplumların güvenliğinin Kur’an ahlakının yaşanmasıyla sağlanabileceği, "Ey iman edenler, hepiniz topluca "barış ve güvenliğe (Silm’e, İslam’a) girin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır." (Bakara Suresi, 208) ayetiyle haber verilir. Din ancak kutsal kaynağı incelendiğinde doğru ve gerçek anlamda tanınabilir. Çünkü o dini birçok insan yanlış uyguluyor olabilir. Dinimizin kutsal kaynağı Kur’an’dır. Kur’an ahlâkı, sevgi, şefkat, merhamet, tevazu, özveri, hoşgörü ve barış kavramlarına dayanır. Bu ahlâkı gerçek anlamda yaşayan insan, son derece ince düşünceli, alçakgönüllü, adil, güvenilir ve uyumlu bir insan olur. Çevresine sevgi, saygı, huzur ve şevk verir. Terör ise genel anlamda, askeri olmayan hedeflere karşı siyasi amaçlı şiddet kullanımıdır. Genelde teröre hedef olanlar da tamamen suçsuz, sivil insanlardır. Tek suçları, terör eylemcisinin gözünde ‘öteki taraf’ olmalarıdır. Bu nedenle suçsuz insanlara karşı şiddet uygulanması anlamına gelen terörün ahlâki hiçbir mazereti olamaz. Terör, tarih boyunca tanık olunan tüm cinayetler, katliamlar gibi, bir insanlık suçudur. Kur’an ahlakını yaşamına hakim kılan bir mümin, diğer tüm insanlara karşı iyi ve adil davranmakla, güçsüzleri ve masumları korumakla ve ‘yeryüzünde bozgunculuğu önlemekle’ yükümlüdür. Bozgunculuk; güvenlik, barış ve huzuru yok eden her türlü anarşi ve terör durumudur. Ve "Allah, bozgunculuğu sevmez". (Bakara Suresi, 205) İslam suçsuz yere insan öldürmeyi yasaklar; tüm insanları öldürmekle eş tutar. Kur’an’da, "... Kim bir nefsi, bir başka nefse ya da yeryüzündeki bir fesada karşılık olmaksızın öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de onu (öldürülmesine engel olarak) diriltirse, bütün insanları diriltmiş gibi olur... " (Maide Suresi, 32) ayetiyle insan öldürmenin en büyük bozgunculuklardan biri olduğuna dikkat çekilir. Bu durumda, terörist cinayetlerinin, katliamların ve ‘intihar saldırıları’nın ne denli zalimce ve büyük bir suç olduğu çok açıktır. Allah, "Yol, ancak insanlara zulmeden ve yeryüzünde haksız yere ’tecavüz ve haksızlıkta bulunanların’ aleyhinedir. İşte bunlara acıklı bir azab vardır." (Şura Suresi, 42) ayetiyle terörizm zulmünün ahiretteki karşılığını bildirir. Masum insanlara karşı terör eylemi düzenlemek, Kur’an’a aykırı bir eylemdir ve hiçbir mümin böyle bir suç işleyemez. Tam aksine, inanan insanlar bu bozgunculuk yapan kişilere engel olmak, zulmü ortadan kaldırmak, insanların huzur ve güven içinde yaşamasını sağlamak, kısacası yeryüzüne huzuru getirmekle yükümlüdürler. Masum insanları katledip, “Allah adına yaptım” diyen kişinin içinde Allah korkusu yoktur: onun dinle uzak-yakın ilgisi olamaz. Müslümanlık, terörle bir arada asla düşünülemez, çünkü İslam ahlakı terörün engelleyicisi ve çözümüdür. Terörle İslam’ı bağdaştıranlar kendi siyah gözlüklerinden kirli, puslu bir dünya görürler. En yakınlarımızın, hatta kendimizin aleyhine bile olsa adaletli davranmamızı buyuran Kur’an, bizi aydınlığa ve güzelliğe davet eder. Karanlık zihniyetin kafasındaki kâbus sistemi başarılı olamaz; o sistemler henüz planlama aşamasında mağlubane kurulur. Allah o sistemi her yerde ezer, o cezalandırılan bir sistemdir, başarıya ulaşma imkânı yoktur.