güzel ahlak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
güzel ahlak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Şubat 2011 Çarşamba

Sözün Güzeli



Güzellikler, dostluklar, huzur ve güven özveri ister. İnsanlar kendi çıkarlarını düşünerek konuşur, çıkarlarını gözetir ve yalnızca kendi rahatlarını düşünürlerse, toplumda çatışma ve huzursuzluk olması kaçınılmazdır. Ancak Kuran ahlakını yaşayan ve Yüce Allah’ın sınırlarını koruyan müminler bu şekilde davranışlar göstermezler. Onlar Allah’ın Kuran’daki tavsiyesi gereği bağışlayıcı ve özverilidirler. Haksızlıkla karşı karşıya kaldıklarında dahi, insanların huzurunu sağlamak için “…insanlar (daki hakların)dan bağışlama ile (vaz) geçenlerdir…” (Al-i imran Suresi, 134) ayetiyle haber verildiği üzere en güzel tavrı sergilerler.



“Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel bir biçimde mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin yolundan sapanı bilendir ve hidayete ereni de bilendir.” (Nahl Suresi, 125)



Güzel söz söylemek, Yüce Allah’ın insanlara verdiği çok önemli bir yükümlülüktür. Kur’an’da, “Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle…” (İsra Suresi, 53) ayetiyle Allah, insanlara güzel söz söylemelerini buyurur. Samimi iman edenler yaşamları boyunca bir ibadet olarak güzel ahlakı anlatmakla, kendileri de yaşamak ve insanlara iyiliği tavsiye edip, onları kötülüklerden sakındırmakla sorumludurlar. “Bunlar, Allah’a ve ahiret gününe iman eder, maruf olanı emreder, münker olandan sakındırır ve hayırlarda yarışırlar. İşte bunlar salih olanlardandır.” (Al-i İmran Suresi, 114) ayetiyle bildirilen bu yükümlülükleri gereği, yakınlarını, ailelerini ve ulaşabildikleri herkesi Allah’ın dosdoğru yoluna, korkup sakınmaya ve güzel ahlakı yaşamaya çağırırlar.



Güzel bir yaşam isteyen insanın güzelliklere, iyilik isteyenin iyiliğe, doğruluk isteyen insanın da diğer insanları doğruya çağırması zorunludur. Bu çağrıyı yaparken bilinmesi gereken, güzel sözü insanlar üzerinde etkili kılacak olanın ancak Allah olduğudur. Sonsuz azaptan kurtulmanın yollarından biri de Kur’an ayetleriyle yapılan öğüt ve hatırlatmalardır. Bu nedenle Allah’a imana ve din ahlakına ilişkin yapılan her çağrıya icabet etmek her insanın kendi yararına olacaktır.



Şu an dünya üzerinde yaşayan milyarlarca insanın her biri için sonsuz azaba sürüklenme tehlikesi vardır. Allah’ın sınırlarını korumaya çalışarak yaşayan insanın en önemli amaçlarından biri bu tehlikeden uzak kalma isteğidir. Diğer taraftan insan, tehlikeden uzaklaşmak için bu kadar çabaladığı gibi, nimeti elde etmek için de çaba harcamalıdır. O halde kişinin, kendisini Allah’a çağıran her güzel söze uyması, bu azaptan kurtuluşu için yaşamsal önem taşımaktadır. İnsan, güzel söze uyduğu, uyarıları dikkate aldığı takdirde ise Yüce Allah’ın izniyle dünyada ve ahirette güzel bir yaşama kavuşabilecektir.



İnanan insanlar, Allah aşkıyla, sevgiyle bakmaları ve alçak gönüllü olmaları nedeniyle güler yüzlü ve güzel sözlü insanlardır. Yüce Allah, “Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.” (Isra Suresi, 53) ayetiyle iman edenlerin sahip olmaları gereken üslubu bildirmiştir. Bu nedenle müminlerin insanlara karşı da incitici, iğneleyici, alaycı, sert ve kınayıcı sözlerden şiddetle kaçınmaları gerekir.



Allah insana apaçık düşmanı işaret eder. Kötü söz söylendiğinde şeytan mutlu olur; çünkü güzel sözden hoşlanmaz. Rabbimiz ise güzel sözden hoşlanır, o halde O’nun rızasını gözeten insanın güzel söz söylemesi gerekir...



Güzel söz söylemek insanların kalplerini birbirine ısındırır ve aralarında dostluk ve güven oluşmasına neden olur. Kalbinde Allah aşkını taşıyan insan, etrafına da Allah aşkıyla bakar. Sözleriyle Allah’a olan yakınlığını ve sevgisini gösteren kişiye, çevresindekiler de sevgi ve saygı duyarlar. Bu durum müminlerin arasındaki sevgi ve bağlılığı pekiştirir. Rabbimiz müminlerin bu güzel davranışlarına karşılık olarak, onlara düşmanca bakanları dahi ‘sıcak bir dost’a çevirir. Kalpleri çeviren Allah, dilediği kişinin kalbini değiştirebilir.



İnanan insan karşısındaki mümine güzel söz söylemelidir. İnsanın buna ihtiyacı vardır. Aksi halde o kendine söyler; bu da onun nefsini kabartır, büyüklenmesine neden olur.



Yüce Allah’ın indirdiklerinin en güzeline uymak için her an yeni bir fırsattır. Yapamadıklarımız dolayısıyla kararsızlığa ya da ümitsizliğe düşmemeliyiz. Önemli olan geçmiş değil, yaşadığımız andır; vicdanımızın, doğrunun, güzelin ve hak olanın sözünü dinlemek, nefsimizin olumsuz telkinlerine karşı çıkmaktır.



Sözün güzel olanını söylemek inanan insan için rahatlık olur. Her güzel sözü O’na yükselen ve O’na yakınlığı artan insan Rabb’inin tecellisini üzerinde görebilecektir.

16 Ocak 2011 Pazar

Aile, Çocuk ve Güzel Ahlak

Toplumdaki en küçük, en temel birim olan ailenin yapısı ne denli güçlü ise, millet ve devlet de o derece güçlü olur. Değerlerini yitiren, bireyleri arasında sevgi, saygı ve beraberlik duyguları körelen ailelerden oluşan devletin güçlü olması zordur. Aile yapısı çöken dinden uzak toplumlar, hızla manevi ve ahlaki dejenerasyona doğru yol alır.

Din ahlakına sahip insanların yaşadığı çevreler, özlem duyulan, huzur ve güven içindeki ortamlardır. İslam barıştır, ışıl ışıl aydınlıktır; insana gerçek sevgiyi, şefkati, merhameti, dostluğu tarif eder, sevmenin sanatını öğretir. O’nun sınırları içerisinde yaşayan insan da her zaman ve her ortamda dürüst, samimi karakter özellikleri, saygı ve sevgi dolu davranışlar sergiler.


Din yalnızca belirli ibadetlerden oluşmaz. Gerçek din, yaşamın her anını kapsar ve insanlara Kur’an ekseninde güzel ahlak özellikleri kazandırır. Güzel ahlak özelliklerinin de ibadet olduğu bilincine sahip insan Allah'ın hoşnutluğunu, rahmetini ve cennetini kazanmak için yaşamının her anında Kur’an'la bildirilen üstün ahlakı yaşamaya çaba gösterir.


Günümüz toplumunda, anne ve babaya itaatsiz, saldırgan çocuklara ve onlara doğruyu yanlışı anlatmayan, onlarla ilgilenmeyen, birbiriyle de geçimsiz, sürekli tartışan anne- babalara çok sık rastlıyoruz. Bu evlerde, itaat, sevgi, saygı, anlayış ve şefkat yerine kavga, hakaret ve isyan hakimdir.


Kur’an ahlakına uygun yaşam süren bir ailede ise bu ailelerdeki sorunlar yaşanmaz. Bu evlerde, anne- babaya itaatli, Allah'ın buyruğu gereği onlara "öf" bile demeyen, kötülüklerden uzak duran vicdanlı çocuklar yetişir. Bu ailelerin anne babaları çocuklarının hayırlı insanlar olmaları için çaba harcayan, birbirlerine de sevgi ve saygı gösteren, davranışları ile örnek insanlardır.


Her Anne Baba ‘İyi’ Değildir


Her toplumda olduğu gibi, toplumumuzda da ahlak dışı yaşayan, çocuklarını da kendi yaşantılarına çekmeye çalışan anne babalar vardır. Çocuk, anne-babası olduğu için bu kişilerin fikirlerine boyun eğmek zorunda değildir. Allah Kur’an’da, ahlak dışı davranan anne babaya itaati yasaklar.


Biz insana, anne ve babasına (karşı) güzelliği (ilke edinmesini) tavsiye ettik. Eğer onlar, hakkında bilgin olmayan şeyle Bana ortak koşman için sana karşı çaba harcayacak olurlarsa, bu durumda, onlara itaat etme. Dönüşünüz Banadır. Artık yaptıklarınızı size haber vereceğim. (Ankebut Suresi, 8)


Bugün cezaevleri hırsızlık yapmış, insanlara/devlete zarar vermiş, cinayet işlemiş anne-babalarla doludur. Bu anne-babaların çocukları, onlarla birlikte yaşamak zorunda değildir. İnsanların genelde söylediği gibi her anne-babanın, çocuklarının iyiliğini ve sağlığını gözeterek hareket ettikleri görüşü gerçek dışıdır. Her aile çocuk açısından güvenli bir ortam sunmaz. Bugün kadın sığınma evleri, aile bireylerinden ya da eşinden şiddet görmüş kadınlarla doludur.


Birçok aile, çocuklarının düşüncelerine ve inançlarına saygı duymaz. Kızını istemediği biriyle evlendirerek adeta mal gibi satan ya da biriyle konuşurken görüldüğü için çocuğunu feci şekilde döven hatta öldüren aileler vardır. Bugün hala süregelen töre cinayetleri de bunun dehşet verici örneklerindendir. Kısacası her aile ortamı çocuklar için huzurlu ve güvenlidir demek mümkün değildir.

Kur’an ahlâkını gerçek anlamda yaşayan ailelerde yetişen çocuklar topluma, devletine, milletine yararlı bir yurttaş, ailesini seven, saygılı bir evlat, özverili bir arkadaştır. Bu yapıdaki bireylerin oluşturduğu bir milletin huzurlu, mutlu ve birlik ruhuna sahip güven dolu bir yaşamı olur. Kur’an, birlik içinde ve güçlü olmanın sırrını şöyle haber verir:

Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider. Sabredin. Şüphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir. (Enfal Suresi, 46)