selam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
selam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Şubat 2011 Pazar

"Sabrettiğinize Karşılık Selam Size"






Yüce Allah Kur’an’da sabredenleri sevdiğini haber verir. Bu sevgiyi kazanabilmek için, Allah’ın her olayı bir hikmet üzere ve müminler için hayırla yarattığının bilincinde olmak ve yaşananlar karşısında tevekküllü olmak gerekir. Mümin, tek güvenilir varlık olan Allah’a dayandığı için her konuda sabır gösterir, zorluklara boyun eğmez. Ve karşılığında da O’nun sevgisini kazanır.



Samimi inanan insanın alabileceği en güzel karşılık Allah’ın sevgisini, hoşnutluğunu, rahmetini ve sonsuz cennetini kazanabilmektir. Bu güzellikler, dünyadaki hiçbir nimetle ya da zevkle kıyaslanamaz.



Nice peygamberle birlikte birçok Rabbani (bilgin)ler savaşa girdiler de, Allah yolunda kendilerine isabet eden (güçlük ve mihnet)den dolayı ne gevşeklik gösterdiler, ne boyun eğdiler. Allah, sabredenleri sever. (Al-i İmran Suresi, 146)



Yüce Allah bir ayette, “Ey iman edenler, sabredin ve sabırda yarışın, (sınırlarda) nöbetleşin. Allah’tan korkun. Umulur ki kurtulursunuz.” (Al-i İmran Suresi, 200) sözleriyle müminlerin bu ahlakı ve dolayısıyla sevgisini kazanmak için yarışmalarını buyurur.



Peygamberimiz (sav) söyle buyurur: “Müminin işi ne güzeldir! Allah onun hakkında ne hüküm uygularsa o mümin için hayır olur. Eğer ona iyilik dokunursa teşekkür eder, bu mümin için hayır olur. Ona bir zarar dokunursa sabreder, bu da onun için hayırdır.”



Kusursuz yaratılmış imtihan mekânı olan dünyadaki yaşam, Kur’an’da tavsiye edilen ahlakı yaşayanlar için de, yaşamayanlar için de aynı hızla geçmektedir. Bu kısacık yaşamda Rabbimiz’in imtihan için yarattığı olaylara sabır göstermeyen, isyan eden, kulluk ve ibadetlerinde kararlı olmayan kişi de belirlenen günde mutlaka ölümü tadacaktır. Allah’ın sınanmaları için yarattığı olaylara sabrederek, kaderlerine teslim olanlar, ahirette kurtuluşa ve eşsiz ağırlanma konağı olan cennete kavuşacaklardır. Dünya hayatında sabır değil, tahammülsüzlük gösteren, yaşadıkları zorluklardan sürekli şikâyet edenlerin ise, dünyadayken içinde yaşadıkları karanlık ahirette de sürecek, Allah onları nura çıkarmayacaktır.



Sabır toplumda zannedildiği gibi tahammül değildir; yaşananlar karşısında dişlerini sıkarak beklemek değildir. Sabır, zor zamanlarda Allah’ı hatırlamaktır. Allah’ın zorluğun ardından vereceği kolaylığı beklemektir. Zorluk yaşamak, Allah’ın Kendisini hatırlatmasıdır, kulunu unutmadığının işaretidir. İsabet eden her zorluk, kulunu Allah’a yakınlaştırır. “Gerçekten Allah, sabredenlerle beraberdir.” (Bakara Suresi, 153)



İnsana katından sayısız güzellik sunan Allah’ı hoşnut edebilmek için sabır göstermek muazzam güzeldir. Musibete sabretmek eziyet verici gibi görünse de, insan tevekkülü, teslimiyeti tam olarak yaşadığında acı değil, zevk duyar. Hayırla yaratılan olaylar karşısında üzülmek, sinirlenmek kadere saygısızlıktır. Yapılması gereken, ardındaki hikmetleri görmeye çalışmaktır.O gün insan, dönüşü imkânsız bir pişmanlıkla “… Eğer dinlemiş olsaydık ya da akıl etmiş olsaydık, şu çılgınca yanan ateşin halkı arasında olmayacaktık” (Mülk Suresi, 10) dememek için tüm güzelliklerin yolunu açan sabrı doruğunda yaşamalıdır.



Mümin, “Rabbin için sabret” (Müddessir Suresi, 7) ayeti gereği ömrü boyunca Allah’ın hoşnutluğunu amaçlayarak güzel bir sabırla sabreder. Rabbimiz de, bu samimiyetlerine karşılık onları ödüllendireceğini Kur’an’da müjdeler. Allah’ın vaadi haktır; sonsuz ödül yurdu cennetin kapıları samimi müminler için açılır ve melekler seslenirler:



“Sabrettiğinize karşılık selam size. (Dünya) Yurdun(un) sonu ne güzel.” (Ra’d Suresi, 24)

2 Şubat 2011 Çarşamba

Sabrettiğinize Karşılık Selam Size


Yüce Allah Kur’an’da sabredenleri sevdiğini haber verir. Bu sevgiyi kazanabilmek için, Allah’ın her olayı bir hikmet üzere ve müminler için hayırla yarattığının bilincinde olmak ve yaşananlar karşısında tevekküllü olmak gerekir. Mümin, tek güvenilir varlık olan Allah’a dayandığı için her konuda sabır gösterir, zorluklara boyun eğmez. Ve karşılığında da O’nun sevgisini kazanır.

Samimi inanan insanın alabileceği en güzel karşılık Allah’ın sevgisini, hoşnutluğunu, rahmetini ve sonsuz cennetini kazanabilmektir. Bu güzellikler, dünyadaki hiçbir nimetle ya da zevkle kıyaslanamaz.

Nice peygamberle birlikte birçok Rabbani (bilgin)ler savaşa girdiler de, Allah yolunda kendilerine isabet eden (güçlük ve mihnet)den dolayı ne gevşeklik gösterdiler, ne boyun eğdiler. Allah, sabredenleri sever. (Al-i İmran Suresi, 146)

Yüce Allah bir ayette, “Ey iman edenler, sabredin ve sabırda yarışın, (sınırlarda) nöbetleşin. Allah’tan korkun. Umulur ki kurtulursunuz.” (Al-i İmran Suresi, 200) sözleriyle müminlerin bu ahlakı ve dolayısıyla sevgisini kazanmak için yarışmalarını buyurur.

Peygamberimiz (sav) söyle buyurur: “Müminin işi ne güzeldir! Allah onun hakkında ne hüküm uygularsa o mümin için hayır olur. Eğer ona iyilik dokunursa teşekkür eder, bu mümin için hayır olur. Ona bir zarar dokunursa sabreder, bu da onun için hayırdır.”

Kusursuz yaratılmış imtihan mekânı olan dünyadaki yaşam, Kur’an’da tavsiye edilen ahlakı yaşayanlar için de, yaşamayanlar için de aynı hızla geçmektedir. Bu kısacık yaşamda Rabbimiz’in imtihan için yarattığı olaylara sabır göstermeyen, isyan eden, kulluk ve ibadetlerinde kararlı olmayan kişi de belirlenen günde mutlaka ölümü tadacaktır. Allah’ın sınanmaları için yarattığı olaylara sabrederek, kaderlerine teslim olanlar, ahirette kurtuluşa ve eşsiz ağırlanma konağı olan cennete kavuşacaklardır.
Dünya hayatında sabır değil, tahammülsüzlük gösteren, yaşadıkları zorluklardan sürekli şikâyet edenlerin ise, dünyadayken içinde yaşadıkları karanlık ahirette de sürecek, Allah onları nura çıkarmayacaktır.

Sabır toplumda zannedildiği gibi tahammül değildir; yaşananlar karşısında dişlerini sıkarak beklemek değildir. Sabır, zor zamanlarda Allah’ı hatırlamaktır. Allah’ın zorluğun ardından vereceği kolaylığı beklemektir. Zorluk yaşamak, Allah’ın Kendisini hatırlatmasıdır, kulunu unutmadığının işaretidir. İsabet eden her zorluk, kulunu Allah’a yakınlaştırır. “Gerçekten Allah, sabredenlerle beraberdir.” (Bakara Suresi, 153)

İnsana katından sayısız güzellik sunan Allah’ı hoşnut edebilmek için sabır göstermek muazzam güzeldir. Musibete sabretmek eziyet verici gibi görünse de, insan tevekkülü, teslimiyeti tam olarak yaşadığında acı değil, zevk duyar.

Hayırla yaratılan olaylar karşısında üzülmek, sinirlenmek kadere saygısızlıktır. Yapılması gereken, ardındaki hikmetleri görmeye çalışmaktır. O gün insan, dönüşü imkânsız bir pişmanlıkla “… Eğer dinlemiş olsaydık ya da akıl etmiş olsaydık, şu çılgınca yanan ateşin halkı arasında olmayacaktık” (Mülk Suresi, 10) dememek için tüm güzelliklerin yolunu açan sabrı doruğunda yaşamalıdır. Mümin, “Rabbin için sabret” (Müddessir Suresi, 7) ayeti gereği ömrü boyunca Allah’ın hoşnutluğunu amaçlayarak güzel bir sabırla sabreder. Rabbimiz de, bu samimiyetlerine karşılık onları ödüllendireceğini Kur’an’da müjdeler. Allah’ın vaadi haktır; sonsuz ödül yurdu cennetin kapıları samimi müminler için açılır ve melekler seslenirler:
“Sabrettiğinize karşılık selam size. (Dünya) Yurdun(un) sonu ne güzel.” (Ra’d Suresi, 24)

18 Ocak 2011 Salı

Selam; Esenlik ve Güzel Yaşam Temennisi


Selam, evrendeki varlıkların birbirleriyle olan iletişimlerinin genel adı olarak değerlendirilebilir. Kur’an'da Selam, Yüce Allah’ın güzel isimlerinden biri olarak geçer. Allah’ın 'Selam' ismi, başlangıcı ve sonu olmayan; sonsuzluk, sonsuz büyüklük, her türlü noksanlıktan münezzeh olan, kullarını dünyevi ve ahiretteki tehlikelerden selamete çıkaran, cennetteki kullarına esenlik veren ve selam eden anlamındadır.

Kur'an, yaşamın her anında, küçük ya da büyük her olayda Allah ile kesintisiz bir bağlantının devam ettiği ve her ortamda O’nu anmaya yönelik bir iman anlayışı tarif eder. Müminin içinde bulunduğu her durum, yaptığı her iş, yaşadığı her olay, onun Allah'a yakınlaşması, ahlakını güzelleştirmesi, ecrini artırması için verilmiş bir fırsattır. Kur'an müminlere, yaşamın her anında bunu nasıl gerçekleştirebileceklerine dair birçok hatırlatmada bulunur. Bunlardan biri de evlere girerken selam vererek güzel ahlak örneği göstermektir:

"... Evlere girdiğiniz vakit, Allah tarafından kutlu, güzel bir yaşama dileği olarak birbirinize selam verin. İşte Allah, size ayetleri böyle açıklar, umulur ki aklınızı kullanırsınız. " (Nur Suresi, 61)

Ayetin ifadesiyle aklını kullanır ve anlamını derin düşünürse, insan, verdiği selamla hem Allah'ın emrini yerine getirecek hem de Allah'ın barış ve esenlik veren anlamındaki ‘Selam’ ismini anacaktır.

Selam, Kur'an ahlakının insanlar arasındaki sosyal ilişkilere getirdiği bir güzelliktir. İnsanların birbirlerine güzel dileklerde bulunup sevgilerini pekiştirme ve bağlılıklarını artırma vesilesidir. Bu şekilde insanlar arasında sıcaklık ve yakınlık kurulur. Daha güzel bir selamla karşılık vermek ise Allah Katında karşılığı ‘hesabı tam olarak yapılmış’ güzel bir davranıştır:

"Bir selamla selamlandığınızda, siz ondan daha güzeliyle selam verin ya da aynıyla karşılık verin. Şüphesiz, Allah herşeyin hesabını tam olarak yapandır." (Nisa Suresi, 86)

Evlere girerken, ‘şeytandan Allah'a sığınarak selam vermek’ de, insanın sinsi düşmanı olan şeytanın varlığını diğer insanlara hatırlatmak ve ona karşı dikkatli olmak açısından önemli bir uyarıdır. Ayrıca insanlara zayıf yönlerinden sokulmaya çalışan sapkın şeytanı yaşanan ortamlardan -Allah'ın dilemesiyle- uzaklaştırma yönünde hayırlı bir davranıştır. Mümin şeytanı kovma ve selam verme ibadetini alışkanlıkla değil, bilinçli ve şuur açıcı şekilde yapar.

Cahiliye toplumunda, verilen selamı almamak ya da duymazdan gelmek adeta bir üstünlük gösterisi olarak kabul görür. Cahiliye insanı, sosyal statü olarak kendisinden daha aşağıda gördüğü kişiyi ezmek gibi çirkin bir düşünceyle, bu davranışı sıklıkla sergiler.

Dinden uzak kişiler, genellikle selamı karşı taraftan bekler, ilk selam veren olmanın küçük düşürücü olduğunu zannederler. Oysa müminler selamı ibadet olarak yerine getirir ve karşılarındaki kişiye iyilik temennisinde bulunurlar. Müminler selam vermek için sıra beklemez ve gerektiği an selam verirler. Karşıdan beklemeden güzel bir davranışta bulunmak, üstün bir ahlakın göstergesidir.

Ebu Hüreyre(ra)'den rivayet edildiğine göre Resûlullah(sav) şöyle buyurur: "Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selamı yayınız!" (Müslim, îman 93-94. Ayrıca bk.Tirmizî, Et'ime 45, Kıyamet 56; İbni Mace, Mukaddime 9, Edeb 11)

Kur'an, "Ki melekler, güzellikle canlarını aldıklarında: "Selam size" derler. "Yaptıklarınıza karşılık olmak üzere cennete girin." (Nahl Suresi, 32) ayetiyle ölüm meleklerinin, inanan insanların canlarını selam vererek aldıklarını bildirir.

Sabır ehli müminler cennette, "Sabrettiğinize karşılık selam size. (Dünya) Yurdun(un) sonu ne güzel." (Ra'd Suresi, 24) sözleriyle karşılanırlar. Onların "...oradaki dirlik temennileri: "Selam"dır; dualarının sonu da: "Gerçekten, hamd alemlerin Rabbi olan Allah'ındır." (Yunus Suresi, 10) şeklindedir.

Yüce Allah, her türlü tehlikeden kullarını selamete çıkaran, cennetteki kullarına selam edendir.
O Allah ki, O'ndan başka İlah yoktur. Meliktir; Kuddûstur; Selam'ır; Mü'mindir; Müheymindir; Azizdir; Cebbardır; Mütekebbirdir. Allah, (müşriklerin) şirk koştuklarından çok Yücedir. (Haşr Suresi, 23)

Sabreden kullarını seven Rabb'imiz, iman eden kullarını yalnızca ahirette değil dünyada da güzel bir hayatla ödüllendireceğinin müjdesini Kur'an'da şöyle haber verir:

Sizin yanınızda olan tükenir, Allah'ın Katında olan ise kalıcıdır. Sabredenlerin karşılığını yaptıklarının en güzeliyle Biz muhakkak vereceğiz. Erkek olsun, kadın olsun, bir mü'min olarak kim salih bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz Biz onu güzel bir hayatla yaşatırız ve onların karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle muhakkak veririz. (Nahl Suresi, 96-97)

Dünyadaki ve ahiretteki güzel yaşam, sonsuz merhamet sahibi olan Allah'ın 'Selam' sıfatının bir tecellisidir. Yalnızca Yüce Allah’a kulluk eden, sadece Rabb'inin hoşnutluğunu gözeterek salih amellerde bulunan mümin, ahirette de 'hoşnut edici ve hoşnut edilmiş’tir ve konaklama yurdu artık cennettir.

"... Ona 'esenlik ve barış (selam)la' girin. Bu, ebedilik günüdür." Orda diledikleri herşey onlarındır; Katımız'da daha fazlası da var. (Kaf Suresi, 31-35)

Allah'ın Selam ismi, cennetine aldığı takva sahibi kullarına verdiği selam anlamına da gelir. Rabb'imiz, "Çok esirgeyen Rabb'dan onlara bir de sözlü "Selam" (vardır)" (Yasin Suresi, 58) ayetiyle halis kullarına sözlü selamını müjdeler. Ve hiç kuşkusuz O'nun vereceği selam, en büyük müjdedir.

Cennetin kapısında, "Selam üzerinizde olsun, hoş ve temiz geldiniz. Ebedi kalıcılar olarak ona girin." (Zümer Suresi, 73) sözleriyle karşılanan müminlerin, sonsuz ödül yurdunda "birbirlerine olan dirlik temennileri: "Selam"dır.

Yaptıklarına bir karşılık olmak üzere (onlara sunulur); Orada, ne 'saçma ve boş bir söz' işitirler, ne günaha sokma. Yalnızca bir söz (işitirler:) "Selam, selam." (Vakıa Suresi, 24-25-26)

Yüce Allah’ın dilemesiyle, umarız “Selam”la karşılanan, sonsuza kadar da kutlu ve güzel yaşama temennisi olan “Selam” işiten kullardan oluruz.