güzellikler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
güzellikler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Şubat 2011 Cuma

Allah Sonsuz Güzellikleri Sanatının İçinde Yaratandır



…Herşeyi ’sapasağlam ve yerli yerinde yapan’ Allah’ın sanatı (yapısı)dır (bu). Şüphesiz O, işlediklerinizden haberdardır. (Neml Suresi, 88)


Yeryüzündeki canlı ya da cansız her varlıkta sonsuz bir aklın, üstün bir ilmin kanıtlarına rastlarız. Kuşkusuz hepsi Yüce Allah’ın Alim sıfatının tecellileridir. Ancak yaratılmış tüm bu varlıklarda dikkat çeken çok önemli bir özellik daha vardır; özellikle detaylardaki muhteşem incelikte bir sanat… Allah’ın ’Sani ’ sıfatı, yarattığı her şeyde son derece estetik görünüm, kusursuzluk, ince ve benzersiz bir sanat olarak yansır.


Örneğin bedenimiz; kusursuz ve eksiksiz düzenlenmiştir. Tüm organlar olmaları gereken en uygun yerlerdedir, bazı organlar –göz, kalp, beyin gibi- korunaklı yerlere yerleştirilmişlerdir. İnsan vücudunda simetriyi sağlayan ’altın bir oran’ vardır ve özellikle bu nedenle hoş bir görüntüye sahiptir. Ressamlar da tablolarında bu altın oranı kullanırlar.


Yüce Allah birbirinden çok farklı canlılarda ’Sani’ sıfatını yansıtacak detaylar var etmiştir. Bir kuşun kanadında, bir çiçeğin yapraklarında fosforlu renkler varken; bir kelebeğin kanatlarında çok farklı tonlarda yanar döner renkler yaratılmıştır. Birbirinden apayrı, hiçbir benzerliği bulunmayan milyonlarca muhteşem canlı, Yüce Allah’ın eşsiz, benzersiz ve bir örnek edinmeksizin yaratmasıdır…


Allah bu denli farklı görünümde, ancak her biri son derece estetik olan eserlerini göz önüne sererek sanatındaki sonsuzluğu tüm insanlara gösterir. Dileseydi her canlı türünden yalnızca birkaç çeşit de yaratabilirdi. Çok fazla çeşit yaratarak insanları hayran bırakacak, gücünü kavratacak üstün yaratma sanatını sergiler. Ve insan, baktığı her yerde, her santimetrekarede bu sanatın örneklerini görür. Yüce Allah kusursuzca yaratandır.


Allah, insanı "en güzel surette" yaratmış, ona estetikten zevk almayı öğretmiştir. Bu nedenledir ki insan, hem güzel olanı sever, hem de yaptıklarının estetik bir yönü olsun ister. İnsan, canlıların içinde, ‘güzel’ kavramının bilincindeki tek varlıktır.Kuran’ın işaretleriyle, Allah’ın sanatıyla yarattığı estetik, güzellik ve inceliğe dair pek çok detay müminlerde istek uyandırır. Bu konu, "kulları için çıkardığı ziynet ve temiz rızıklar" için "… dünya hayatında iman edenler içindir, kıyamet günü ise yalnızca onlarındır…" (Araf Suresi, 32) ayetiyle haber verilir.


Kur’an’ın haber verdiği gibi yeryüzündeki tüm incelik ve güzellikler, onları takdir edebilen, detaylarını görebilen inananlar içindir ve daha da mükemmelleri ahirette yalnız inananlara verilecektir. Var olan her güzellik, onu Vareden’in ürünüdür. Bu yüzden inanan insan güzellikten etkilenir, Rabb’ini hamd eder, O’na şükreder ve gördüğü her güzellik Allah’a daha da yakınlaşmasına vesile olur.


Rabbimiz’in benzersiz ve eşsiz yaratma sanatı, Allah’a olan sevgiyi daha da arttırır. Allah’a duyduğu sevgi nedeniyle, mümin, Allah’ın yarattıklarına karşı da büyük bir sevgi duyar. Allah’ı çok sevdiği için, yine Allah’a sevgi duyan insanlara sevgisi coşkuludur. Her detayda şükredilmesi gereken bir durum vardır. Çünkü Allah dileseydi yaşam kaynağımız olan suyu, herkesin zevkle içebildiği bir tadda ve kokusuz yaratmazdı. Ayrıca yalnızca bir çeşit yiyecek yaratırdı, bu yiyeceğin tadı da insanın zevk alacağı gibi güzel olmayabilirdi. Ve insanlar yaşamak için bunu yemek zorunda kalabilirdi. Allah genelleme dahi yapılamayacak kadar çok yiyecek yaratmıştır biz kulları için…Bir tahta parçasına benzeyen küçücük tohumdan, bu denli mükemmel ve çeşit çeşit meyvelerin çıkması, her tohumda ait olduğu bitkinin tüm özelliklerinin şifrelenmiş olması Allah’ın sanatçı sıfatıyla yarattığı ve üzerinde derin düşünülmesi gereken mucizelerdendir.


Allah’ın yaratması çok güzeldir. Örneğin, çiçeklere baktığımızda içimiz ferahlar. Bütün canlılık insana örnektir, ancak insan enaniyeti nedeniyle örnek almaz.


Örneğin çok güzel bir insan düşünelim, güzelliğiyle övünen, büyüklenen… Bu güzelliği kendisi mi tasarlamıştır? Gözlerinin, burnunun, dudaklarının, kaşlarının yaratılmasında kendisinin bir rolü var mıdır?Bu sorunun cevabı –düşünmeye dahi gerek yok- “hayır” olacaktır. O güzelliğin sahibi , onu tasarlayandır; Yüce Allah’tır. Ve kibirlenmek anlamsızdır; yapmadığıyla övünür mü insan? Üstelik de Allah dilediği anda geri alabilecekken…


Yürürken bir duvarda boyalarla oluşturulmuş harika desenler görsek, bu desenler bir yelpaze görünümünde olsa ve aralarında göz desenleri bulunsa; bunların rastlantısal olarak ortaya çıktığını düşünür müyüz? Sanat değeri olan ve insana haz veren bu desenlerin bir sanatçı tarafından bilinçli bir şekilde oraya resmedildiği açıktır. Peki, ya tüy desenlerinde çok özel ayarlanmış bir tasarım bulunan tavus kuşundaki sanat?..


Her resim ve desenin sanatçısının varlığını gösterdiği gibi, tavus kuşundaki desen de Yaratıcı’nın varlığını kanıtlar. Hiç şüphesiz tavus kuşunun tüylerinde ışığı farklı derecede yansıtarak renk değişimleri ortaya çıkaran tasarımı yapan ve onlardan muhteşem desenler çıkaran Allah’tır. Sanatçılar yetenekleriyle Allah’ın sanatını yalnızca kopya ederler. O, sonsuz güzellikleri sanatının içinde kusursuzca yaratandır.


"O Allah ki, Yaratan’dır, (en güzel bir biçimde) kusursuzca var edendir, ’şekil ve suret’ verendir. En güzel isimler O’nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O’nu tesbih etmektedir. O, Aziz, Hakimdir." (Haşr Suresi, 24)

20 Şubat 2011 Pazar

Cennet



‘Yarattığı herşeyi en güzel yapan’ Allah, insanın ruhunu güzelliklere karşı bir duyarlılıkla yaratmıştır. İnsanın imanı ve imanı vesilesiyle kazandığı akıl, bu estetik anlayışının açığa çıkması ile doğrudan ilişkilidir. İmanının olgunlaşması ve cennete duyduğu özlem, kişinin Allah’ın benzersiz sanatıyla yarattığı güzelliklerden alacağı zevki de artıracaktır.



Kuran’da, samimi iman sahiplerine vaat edilen cennet ortamındaki güzellik ve estetik anlayışı detaylarıyla bildirilir. Sonsuz güzellikleri sanatının içinde yaratan Allah, cenneti insan ruhunun en çok hoşlanacağı, en çok lezzet alacağı ve en çok etkileneceği nimetlerle donatmıştır. Allah’ın ‘en güzel surette’ var ettiği insan, her türlü güzellikten, estetikten ve sanattan zevk alacak yaratılışa sahiptir. İnanan insan da dünyada, cennet ortamlarının benzerleriyle karşılaştığında büyük zevk ve haz alır.



İnsan ruhu doğada yaratılmış sayısız türdeki çiçeklerden, muhteşem görünümdeki ağaçlardan, dinginleştiren denizlerden, eşsiz manzaralardan tarifsiz haz alır. Bu saydığımız doğal güzellikler, cennetin muhteşem nimetlerindendir. Eşsiz barınma yurdu cennetteki köşklerin ve gölgeliklerin, bahçelerin içinde, pınarların yanı başında, nehirlerin üzerinde kurulmuş olması da ayrı bir güzelliktir.


Cennet, "... ne (yakıcı) bir güneş, ve ne dondurucu bir soğuk..." (İnsan Suresi, 13) şeklinde bildirilen; insanı rahatsız etmeyen ferah bir iklime sahiptir. İnsanı sıkan, bunaltan sıcaklar ya da üşüten, titreten soğuklar orada yoktur. Yüce Allah müminleri cennette, "... ne sıcak-ne soğuk, tam kararında bir gölgeliğe..." yerleştirir. "Tam kararında" ifadesi, ikliminin yanı sıra, cennetteki bütün ortam ve koşulların da insan ruhunun gerçek anlamda tatmin bulacağı, rahat edeceği şekilde hazırlandığına işaret eder. Cennetteki her koşul ve ortam, mümin için ‘tam kararında’ olacaktır.


Cennetle ilgili ayetlerde en çok haber verilen doğal güzelliklerden biri de, "Durmaksızın akan su(lar)"dır. (Vakıa Suresi, 31) İnsan ruhu sudan, özellikle de akan sudan büyük keyif alır. Bir akarsu veya bir şelale, ormanın içinden akan bir ırmak, hatta durgun bir göl insana büyük haz verir. Akan suyun görüntüsü, çıkardığı ses insanın yüreğini doyuma ulaştırır. "İçlerinde durmaksızın fışkırıp-akan iki pınar vardır." (Rahman Suresi, 66) ayetiyle bildirilen de bir başka cennet güzelliğidir. Yükseklerden akan şelalenin görüntüsü ve sesi insanı ferahlatır. Sarayların, konakların ya da villaların bahçelerindeki göletler, havuzlar, yapay akarsuların yapılma amacı, genellikle ruhtaki bu estetik özlemi nedeniyledir. Estetik görüntülerin hoşa gitmesinin gerçek nedeni ise, inanan insanın ruhunun cennete göre yaratılmış olmasıdır.



İnsan ruhunda güzel duygular uyandıran bir başka güzellik de sestir. Müzik de insan ruhunu derinden etkiler ve her dönemde insan yaşamında önemli bir yere sahip olmuştur. Bu nedenlerledir ki insan ruhu, müzikten, güzel insan sesinden, akan suyun ve dalgaların sesinden coşku, huzur ve haz duyar. Güzel görüntü ve güzel seslerden haz alan insan ruhu, kötü görüntülerden ve kötü seslerden de sıkıntı duyar. Yüksek insan sesi, parazitli bir müzik, gürültülü ortam, trafikteki sesler kısa da sürse kişiyi rahatsız eder. Bunlar da insanın cehennem ortamını hatırlatan seslere verdiği olağan tepkidir. Yüce Allah Kuran’da, “İçine atıldıkları zaman, kaynayıp-feveran ederken onun korkunç homurtusunu işitirler.“ (Mülk Suresi, 7) ayetiyle, cehennemdeki ürkütücü seslere insanların dikkatini çeker.



İnsanda güzel duygular uyandıran güzelliklerden biri de temizliktir. Temizlik, Allah’ın bir buyruğudur ve “…Allah arınanları sever. (Tevbe Suresi, 108) Müminler din ahlakının getirdiği berrak akılları vesilesiyle temizliği bir ibadet olarak uygularlar. Ruhlarına ve yaratılışlarına uygun bir tutum olan temizlik, onlara çok büyük bir huzur ve rahatlık verir. Din ahlakında temizlik anlayışı, dinden uzak yaşayan bir toplumun kavrayışından ve uygulamalarından tamamen farklıdır. İnanan insan temizliği öncelikle ruhunda yaşar. Allah’ın Kuran’da tavsiye ettiği ahlaka uygun olmayan tüm davranışlardan ve yaşam tarzından tam anlamıyla uzaklaşmak ve çarpık mantık örgülerinden arınmak, insana manevi bir temizlik sağlar. Manevi temizliği gerçekleştirmiş, arınmış bir insan, her an doğruyu fısıldayan vicdanının sesine uyar ve içinden tüm kötülükleri uzaklaştırır. Kuran ahlakının üstün özelliklerini üzerinde taşımayan kimselerin yaşadıkları kıskançlık, kin, acımasızlık, bencillik gibi çirkin özellikleri ruhunda asla yaşamaz. Sahip olduğu yüksek ahlak nedeniyle, toplumda genellikle normal karşılanan saydığımız bu özelliklerden arınmıştır, masumdur. Samimi ve arınmayı dileyen inananlar yalnızca görünen temizliği değil, içlerinde yaşadıkları temizliği de aynı oranda önemserler.



Allah Katından bir başka nimet olan iç açıcı, aydınlık, ferah ve estetik görünümlü temiz ortamlar, insanın ruhsal yapısını dengeli ve huzurlu hale getirir. Bu ruh hali karşısındaki insanlara da olumlu yönde yansır. Karanlık, kasvetli ve pis bir ortam ise farkında olmayan kişiye dahi sıkıntı verir. İnanan insan bu kasvetli ortamlardan sıyrılır ve o an cenneti düşünürse kalbi tatmin bulur.


İnsan ruhunun en çok zevk aldığı güzellik kuşkusuz güzel ahlaktır. Kuran ahlakı, Allah’ın hoşnutluğunu bildirdiği tüm güzel özelliklerin toplamıdır. Bu ahlak fedakarlık, ince düşünceli olmak, merhamet, sadakat, dürüstlük, adalet, sevgi, güzel sözlü ve ılımlı olma, barış, kardeşlik, hoşgörü, anlayış gibi birçok üstün ahlaki değerleri kapsar. Kendisi ihtiyaç içinde olduğu halde, yemeğini yoksula ikram eden fedakar insana karşı, sevgi ve saygı duyulur. Yalnızca kendini düşünen benmerkezci kişiye karşı ise doğal olarak soğukluk hissedilir. Dürüst olmak da, insan ruhunu olumlu duygulara yönelten bir sebeptir. İnsan ruhu dürüst ve güzel ahlaklı kimselere sevgi ve yakınlık duyar. Bu Allah’ın yaratmasıdır; Allah insan ruhunu güzel ahlakı yaşayan kişilere karşı sevgi ve muhabbet duyacak şekilde yaratmıştır.



Allah’ın, ruhlarının hoşuna gidecek şekilde tüm insanlara sunduğu bu güzelliklere karşılık yerine getirilmesi gereken tek sorumluluk, O’nun gücünü gereği gibi takdir edebilmek, O’na şükredebilmek ve O’nun istediği gibi bir yaşam sürmektir. O gün inanan insanların alacakları güzel sonuç, “Takva sahiplerine vaat edilen cennet; onun altından ırmaklar akar, yemişleri ve gölgelikleri süreklidir. Bu korkup-sakınanların (mutlu) sonudur, inkar edenlerin sonu ise ateştir.” (Rad Suresi, 35) ayetiyle haber verilir.



Gerçek güzellik için, içimizi temiz tutmamız gerek; nefsimizin bencil tutkularıyla birlikte olduğumuzda çirkinleşiriz. “…(Güzel) sonuç takva sahiplerinindir.” (Kasas Suresi, 83) uyarısını dikkate alarak nefsimizi arındırmanın ve temizlenmenin yollarını düşünmeliyiz. Çünkü cennette nefis kalmayacağı için, pislik de olmayacaktır. En önemli sorumluluğumuz, kapıları sonsuzluğa açılacak cennet yurduna layık güzel insan olabilmek için hazırlanmak:


“…Sonunda oraya geldikleri zaman, kapıları açıldı ve onlara (cennetin) bekçileri dedi ki: "Selam üzerinizde olsun, hoş ve temiz geldiniz. Ebedi kalıcılar olarak ona girin." (Zümer Suresi, 73)

17 Şubat 2011 Perşembe

Dini Yaşamak İnsanı Sanattan Engeller mi?



Din ahlakını yaşamak insanı sosyal yaşamdan, güzelliklerden ve sanattan engellemez, aksine daha çok haz almasına neden olur. Güzelliklerden, sanat ve estetikten en çok zevki müminler alırlar. Çünkü güzel bir sanat eserinden rengarenk çiçeklere, meyvelere, etkileyici mekanlara kadar her şeyin, sonsuz güzellikleri sanatının içinde yaratan [Sani] Allah tarafından verilmiş nimetler olduğunun bilincindedirler.


İnanan insanlar, Allah’ın bir örnek edinmeksizin yarattığı her güzellikten ruhen çok derin heyecan duyarlar. Muhteşem bir manzara, tomurcuğundan yaprakları ütülenmiş gibi çıkan rengarenk bir çiçek, konforlu ve ferah bir ev, şık bir kıyafet, sevimli bir hayvan, özenle hazırlanmış bir masa, güzel bir müzik kişinin ruhuna şiddetli haz verir. Tüm bu etkileyici güzelliklerin Allah Katından bir rahmet olarak kendilerine sunulduğunun bilincinde olmaları, inananların ruhunda heyecan oluşturur. Çünkü hoşa giden her şey, Allah’ın kullarına olan sevgisinin bir yansımasıdır.


Yüce Allah’a kesin bilgiyle inanan, izlediği her görüntüyü, duyduğu her sesi O’nun birçok hayır ve hikmetle yarattığını bilen bir mümin, hiçbir güzelliğe karşı duyarsız ve umursuz davranmaz. Müminin gördüğü güzelliklere karşı fiili olarak da hoşnutluğunu ifade etmesi Kuran ahlakının bir gereğidir. Bu nedenle mutlaka o güzelliği yaratanın Allah olduğunu dile getirir, O’nun gücünü gereği gibi takdir eder, tüm övgüsünü Allah’a yöneltir.


Estetik, sanat ve güzellik, imana çok etki eder. Örneğin Kuran’daki bir kıssada Sebe Melikesi’nin, Hz. Süleyman’ın muhteşem sarayına geldiğinde, mükemmel bir çalışmayla yapılmış cam zemini su birikintisi zannederek müthiş etkilendiği anlatılır. Ardından Sebe melikesinin ruhundaki derinleşmeyi ve aldığı hazzı görürüz. Tüm bu etkileyici görünümler onun iman etmesine vesile olmuştur.


İnanan insanlar, her şeyin gerçek sahibinin Allah olduğunun şuurundadırlar ve bu nedenle dünyevi hiç bir şey için bencil tutkularının ardında hırsla koşturmazlar. Dinden uzak cahiliye insanları gibi her an sahip olduklarını yitirme korkusuyla yaşamazlar. Kısımlandıran, rızıkları, nimetleri adalet, hikmet ve rahmet içinde taksim edip herkese nasibini veren Allah, dilerse tümünü geri alabileceğinin bilincinde yalnızca Rabb’lerine dayanıp güvenirler.


Kur'an tüm insanlığa aydınlığı ve güzelliği anlatır. Ancak karanlık zihniyetli cahiliye insanı ortaya adeta bir kabus tablosu çıkarır. Kendi kafasındaki ve ruhundaki karanlığı ortaya serer bu kişi, ancak o din değildir. Gerçek din pırıl pırıldır, aydınlıktır, huzur doludur. Samimi müminler için kesintisiz bir mutlulukla dolu olan Allah’ın aydınlık ve dosdoğru yolu, yaşamlarından sonsuz ahirete uzanır.

13 Şubat 2011 Pazar

Hazır Bulduğumuz Muhteşem Güzellikler


İnsanlar için bir imtihan ortamı olarak dünya hayatını yaratan Allah, onlar için sayılamayacak kadar fazla nimet bahşeder. İhtiyaç duyacağı veya seveceği, haz alacağı tüm koşulları daha insanı var etmeden önce onlar için hazırlar. Soluyacağı hava, gökyüzünde süzülen birbirinden güzel kuşlar, sayısız çeşitlilik ve güzellikteki bitkiler, ruhu etkileyen estetik çiçekler, eşsiz nimetler, sevdiği insanlar, yüreğini coşturacak derecede güzel ve sevimli canlılar, kusursuz dengeler, mucizevi sistemler ve daha pek çok detayı Allah kulları için var eder...
İnsan dünyaya gözünü açtığı an, gereksinim duyduğu her şeyi hazır olarak bulur. Her şey korunmaya/beslenmeye muhtaç bu canlının minik boyutlarına ve yaşam koşullarına uygundur. Annesinin sütü dahi doğduğu andaki tüm ihtiyacına yönelik olarak hazırdır. %90 ı su olmasına rağmen…
Tüm yiyecekler, tüm dünya, tüm evren içeriğindeki her detayla insanın yaşam koşullarına uygundur. İnsanın ise bunlara sahip olmak için hemen hiç çabası olmamıştır. Muhteşem bir denge ve düzen emrindedir. İnsana daha kendisi bile habersizken bunların tümünü bahşeden Allah’tır.
İmanı sevmek ve imanın verdiği coşkuyla maddi/manevi tüm güzelliklerden haz almak, inkarı ise çirkin görmek, -doğal gibi görünse de- gerçekte Allah’ın lütfuyla kavuşulan bir nimettir. İmanı kalplerde süsleyip çekici kılar Allah; inkârı da çirkin gösterir… Allah aşkıyla bakarak her şeyde Rabb’inin tecellisini görebilenlerin aksine, inanmayanlar imanın içerdiği güzellikleri göremezler. Allah’tan uzak yaşayanların iç karartıcı, simsiyah, karanlık sisteminden zevk duyarlar. İnkar sistemlerinin içerdiği tüm pislikler ve kötülükler, onlar için ‘süslü ve çekici’ dir.
Rabb’ini kesin bilgi ile tanıyan, O’nun kuşatıcı rahmetini görebilen, sevdiği/ beğendiği herşeyin O’nun katından bir nimet olarak kendisine sunulduğunun bilincinde olan insan ise Allah aşkını doruğunda yaşar. Üstün imana ulaşan insan Allah dışında kimsenin hoşnutluğunu amaçlamaz ve Allah’tan gayrısından yardım ummaz. Kalbi sadece Rabb’ini anarak tatmin bulur. Allah’ın hoşnutluğu için güzel işler yaparak, güzel ahlakı yaşayarak, Allah’ın buyruklarına uyup, sınırlarını gözeterek mutlu olur. Kuşkusuz bu güçlü ve kararlı iman, sayısız güzellikleri, rızıkları, nimetleri adalet, hikmet ve rahmet içinde taksim edip herkese nasibini veren Allah’ın lütfu sayesindedir.
İnsanı karanlıklardan nura, ‘O güçlü ve övgüye layık olanın dosdoğru yoluna çıkarması’ için bir de kitap indirmiştir Allah. İnsanın ihtiyacı olan her konuyu içinde bulduğu, doğruyu yanlıştan ayıracak, hangi davranışların Allah’ın hoşnutluğuna uygun olacağının tarif edildiği, hikmet dolu, yol gösterici bir kitap; Kur’an …
Yalnızca Allah’a yönelmiş kul, yaşamını, sonsuz aklı ve sanatıyla en güzel detayları yaratmış olan gerçek dostunun rızasına uygun olarak şekillendirecektir. Sevilmeye, yüceltilmeye, güvenilmeye, gerçek dost edinmeye tek layık olan Rabb’idir. Akıl ve hikmet gözüyle bakabilen bir insan, bir kelebeğin kanatlarındaki yanardöner renklerde ve desenlerinde gördüğü sanat karşısında Allah’ın üstün ilmine daha yakından tanık olur. Allah, yarattığı tüm canlılara ayetlerini/güzelliklerini yerleştirir ve varlığının delillerini insanlara gösterir.
Detaylarda Allah’ın müthiş yaratma sanatını görmek mümkündür. Yakından bakılan her şey, detaylardaki güzellikler Allah’a ‘yakin’ liğimizi sağlar.Allah en çok sevdiklerine en çok detay gösterir. Çünkü en çok onun Kendisini sevmesini ve kendisinden korkmasını ister. İnsanda her hücre sevgiye göre programlanmıştır. İnsanda Allah sevgisi yoksa, bu her uzvuna yansır.
Yaratılmışlar arasında en aciz varlık insandır. Evrende ve kendi bedeninde onun hiçbir müdahalesi olmadan işleyen milyonlarca sistem yaratılmıştır. Evrende güneşin, ayın, yağmurun; bedeninde kalbinin, beyninin insanın kendi kontrolünde olduğunu düşünelim… Bunun düşüncesi dahi zorlar insanı. Bitkilerin bir gün fotosentez yapmaması durumunda yeryüzünde yaşam duracak iken…
Rabbi karşısındaki acziyle insan neyi kontrol edebilir, neyi egemenliği altında bulundurabilir? Yakın takibini her an hissettiği Allah’ın gücüne ve kudretine sığınan ve O’nun kendisi için hep hayır olanı dilediğini bilen insanın, tek vekili de Allah’tır. Yalnızca Kendisine sığınılan, yarattıklarını nimetlendiren, sonsuz şefkatiyle çepeçevre sarıp kuşatan Allah’a gereği gibi teslim olmak en büyük konfordur.Sürekli güzellikler yaratan Allah’tan başka, insanın vekil edinebileceği dost yoktur. O yaptığı her şeyi en güzel yapandır.
Bize düşen; ancak Kendisine şükredilen, bütün varlığın diliyle yegane övülen Allah’ı bütün noksanlıklardan tenzih etmek, övmek, adını yüceltmektir…“…Bu dünyada güzel davranışlarda bulunanlara güzellik vardır; ahiret yurdu ise daha hayırlıdır. Takva sahiplerinin yurdu ne güzeldir. (Nahl Suresi, 30)
O, merhamet eden, verdiği nimetleri iyi kullananları daha büyük ve ebedi nimetler vermek suretiyle mükafatlandıran, ezelde bütün yaratılmışlar hakkında hayır, rahmet ve irade buyuran, sevdiğini sevmediğini ayırt etmeyerek sayısız nimetlere kavuşturandır. O Rahman’dır; Rahim’dir.